Organ Nakli
Organ Nakli, (yabancı dildeki adıyla Transplantasyon) günümüzde başka hiçbir tıbbi çözüm olmadığı için, bir insanın organ ya da dokularının ihtiyacı olan başka bir insana, tedavi amacıyla nakledilmesi işlemidir. Fonksiyon bozukluğu tedavi edilemez veya geri dönülemez boyutlara geldiğinde, artık yaşam için tehdit oluşmaya başlamış demektir ve fonksiyon kaybı ilerledikçe yaşam da giderek sonlanmaya başlar.İşte bu aşamaya gelmiş bir insanın artık yaşamını sürdürebilmesi için yeni bir organa gereksinimi vardır. Söz konusu organ böbrekse yaşamının geri kalanını dializ makinelerine mahkum olarak geçirmek zorunda kalırken, yetmezliği olan organ kalp veya karaciğer gibi organlardan biriyse insanın yaşamı ciddi bir tehdit altına girmiş demektir.
Organ nakli bu hastaların yaşayabilmesi için bugün dünyadaki yegane tedavi şeklidir. Bir takım genetik çalışmalar veya kök hücre nakli gibi araştırmalar bütün hızlarıyla devam etseler de tedavi programlarını ne ölçüde etkileyecekleri henüz kesinlik kazanmış değildir.
Nakil ameliyatla ya da çeşitli tıbbi yöntemlerle yapılır. Bu sayede ölümcül durumdaki ya da beden işlevlerinin bir kısmını yerine getiremeyen hastanın sağlıklı bir yaşama kavuşması sağlanır. Böbrek, karaciğer, kalp, akciğer, pankreas organ nakillerine, gözün saydam tabakası olan kornea, kan, kemik iliği ve pankreasın insülin salgılayan hücreleri de doku nakline örneklerdir.
Canlıdan canlıya organ nakli ve kadavradan organ nakli olmak üzere iki şekilde organ nakli yapılabilir. Yaşayan bir insan, kendi isteği ile organlarından, örneğin böbreklerinden birini ve/veya karaciğerinin bir kısmını nakil ihtiyacı olan bir başkasına hayatta iken verebilir. Beyin ölümü geçekleşmiş kişinin organlarını alıp ihtiyacı olan bir kişiye nakline ise kadavradan organ nakli denmektedir.
Dünyada kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas ve ince barsak gibi organlar ile kan, kemik iliği ve pankreasın insülin salgılayan hücrelerin nakli yapılabilmektedir.
Türkiye'de ise, kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas, kornea, kemik iliği ve kan nakilleri başarıyla yapılmaktadır.
Organ naklinde doku ve organların uyumu esastır. Nasıl herkesin kanı herkese verilemiyor ve bir takım kan gruplarına dikkat ediliyorsa, aynı şey organ naklinde de söz konusudur. Nakledilecek organa göre uyum kriterleri değişebildiğinden, bu esaslara dikkat edilmezse, organ takılan kişi yani “alıcı“ nın vücudu organı yabancı bir madde olarak algılayacak ve reddedecektir.
Özellikle 1960 lardan sonra bağışıklık önleyici ilaçların (immunsupresif ajanlar) tıpta kullanılmaya başlamasıyla, günümüzde transplantasyon uygulamaları büyük bir hız kazanmıştır. Çünkü saptanabilen bütün dokuların uyumuna rağmen bugün bilemediğimiz pek çok faktör nedeniyle vücut yabancı organı tanıyıp reddetme eğilimindedir. Bu ilaçlar sayesinde bağışıklık sistemi bir nevi kandırılarak organın yaşatılması hedeflenir. Yine de bu ilaçlar doku uyumu gereksinimini tamamen ortadan kaldıramazlar. Bu nedenle başarılı bir transplantasyon için hem uyumlu organ hem de bilinçli bir immunsupresif ajan tedavisi esastır.
Bugüne kadar ülkemizde yaklaşık 4800 böbrek, 320 karaciğer, 75 kalp, 1 pankreas, 6000 kornea ve 600 kadar da kemik iliği nakli yapılmıştır.