Ağrı

 

Ağrı , mevcut veya olası doku hasarı ile birlikte hoş olmayan duyusal deneyim olarak tanımlanabilir. Bu nedenle her bireyin ağrıyı hissetmesi birbirinden farklıdır.

 

1974 yılında ağrı ‘ Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı’ tarafından ‘belirgin bir nedene bağlı olan veya olmayan, insanın geçmişindeki tüm deneyimleriyle ilgili olan hoş olmayan bir duygudur’ şeklinde tanımlanmaktadır. Gerçekte ağrı sadece algılanan bir deneyim değil aynı zamanda yorumlanan bir deneyimdir. Bu nedenle kişiden kişiye farklılık gösterir.

 

Ağrı kısa süreli (akut) ya da uzun süreli (kronik) olarak iki biçimde ele alınabilir. Akut ağrı bir alarmdır, bir uyarı sistemi olarak çalışır. Ağrı size vücudunuzun bir yerinde bozukluk olduğunu, tıbbi bir bakım gerektirdiği konusunda sizi uyarır. Ağrı, akut durumlarda bir alarm olarak karşımıza çıkarken, kronik ağrı ise tam tersine bir hastalıktır.

 

Avrupa Ağrı Teşkilatları Federasyonu’nun yaptığı açıklamaya göre her yıl kronik ağrıya bağlı olarak 700 milyon iş günü kaybı ve 60 milyar dolar zarar meydana gelmektedir. Ağrı sadece kişinin fiziksel gücünü değil, sosyal yaşamını, çalışma kapasitesini ve psikolojisini olumsuz yönde etkilemekte, tedavi maliyetlerini yükselten bir boyut içermektedir. Hastalarda en sık rastlanan ağrı yakınmaları baş, boyun, sırt, bel ağrıları, eklem ve kas ağrıları, sinir hasarı ile seyreden ağrılar, adet ağrıları, baş ve boyun fıtığı operasyonları sonrası ortaya çıkan kronik ağrılar ve osteoporoza (kemik erimesi) bağlı ağrılardır.

 

Klinik Farmakoloji Derneğinin geçen yıl tamamladığı “Türkiye’nin Bilimsel Ağrı Envanterine” göre Türkiye’nin  yüzde 69u yani 48 milyon kişi ağrı ile yaşıyor. En çok baş ağrısının yaşandığı Türkiye’de kadınlar erkeklere göre daha çok ağrı hissediyor. Ağrı ile ilgili epidemiyolojik araştırmaların çoğunda gebelik ve doğum ağrısı, adet ağrısı gibi ağrılar da dahil olmak üzere çeşitli geçici ve kronik ağrılı hastalıkların kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğu gösterilmiştir.  Araştırma sonuçlarına göre Doğu Anadolu Bölgesi Türkiye’nin en çok ağrı çeken bölgesidir. Yaşlandıkça ve gelir seviyesi düştükçe kronik ağrı şikayetleri artarken, kentli ve genç insanlar ise akut ağrıdan şikayet ediyorlar.

 

Ağrıya karşı neler yapabiliriz?

  

Ağrıyı durdurmak için en basit yol ağrıyı tetikleyen faktörün ortadan kaldırılmasıdır. Ne yazık ki bu her zaman mümkün olmayabilir. Günlük yaşantıda sıkça karşılaşılan ve başka bir rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkmayan baş ağrısı, diş ağrısı, kas-eklem ağrıları, adet sancıları gibi akut ağrılarda ağrı kesici ilaçlar ile çözüm bulunabilir.

 

Ancak ağrı çok sayıda nedene bağlı ortaya çıkabilir. Bu nedenle devamlılık göstermesi halinde bir hekime başvurulmalıdır.